Ocak 2019

Cum25Oca20:30Deli Kadın HikayeleriOYUN (KONUK ETKİNLİK)20:30 Salon:KONAK HALK SAHNESİ

Etkinlik Bilgileri

blankAltı hikayeden oluşan oyunda; toplumdaki namus kavramı üzerinden hak görünen cinayetlerin sorgulanması, travmatik bir evlilikten sonra aklını yitirmiş bir kız kardeşe ve uyuşturucu bağımlısı
oğluna bakmak zorunda olan hemşire bir kadının hikayesi ile birlikte yaşadıkları semtteki kadınların hayatları anlatılmaktadır. Diğer hikayelerde ise yaşlı bir kadının kız kardeşi olan şair kadının, çocuk yaşta yaşadığı, atlatamadığı istismar olayı ve yıllar sonra neden intihar ettiği sahneleniyor. Yaşlı kadın üzerinden devam eden oyunda, toplumsal bellek sorgulaması yapılmaktadır. Bu çerçevede, Türkiye yakın tarihinde yaşanan siyasi kaos dönemlerinde annelerin çocuklarını nasıl kaybettikleri ( 80 öncesi ve sonrası, Deniz Gezmiş, Erdal Eren, Sivas katliamı ) anlatılmaktadır.

Oyun, günümüzde önemli bir sosyal sorun haline gelmiş olan kadına yönelik şiddet ve cinsel istismara dikkat çekmek, duyarlılığı arttırmak amacıyla ve neden sonuç ilişkisini sorgulama temelinde, MİNE SÖĞÜT’ün DELİ KADIN HİKAYELERİ kitabındaki 21 hikayenin altısının oyunlaştırılmasıyla oluşturulmuştur.

Oyun müzikleri, Cumhuriyet Gazetesinde köşe yazarlığı da yapan MİNE SÖĞÜT’ün şiirlerinden bestelenmiştir.

Yazan Mine Söğüt
Sahneye Uyarlayan İbrahim Yalçın
Yöneten Günay Toprak
Dramaturg Füsun Ataman
Müzik Direktörü Alpdoğan Selçuk
Kostüm Tasarım Fenda Çebi
Çizimler Ayşegül Güngören (Dokunaklı Serisi Seçkisi)
Oyuncular Yasemin Şimşek Tüzün, Hicran Çalı
Süre 70 ‘

Deli Kadın Hikayeleri

Aklın kıyısında gezinen, kadınlıklarını bir lanet gibi sırtlarında taşıyan, hepsi ‘’kaybetmeye’’ yazgılı, içe işleyen yalnızlıklarıyla kalp burkan hayatlar, varoluş kabusları…

Yazar Mine Söğüt’ün kitabı, “Deli Kadın Hikayeleri”, deliren, kendini yok eden 21 kadının hikayelerinden oluşuyor. Söğüt yazdıklarını içinde bulunulan zamanın politik ve felsefi sorgulaması olarak tanımlıyor. Deli Kadın Hikayeleri’nde deliren, kendini yok eden yirmi bir kadın ya da çocuk ve bu kadınlara eşlik eden ağır bir yalnızlıktan söz ediyor. Neden Deli Kadın Hikayeleri sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Onların yalnızlıklarında toplumsal şuursuzluğun büyük payı var. İnsanoğlu kendi hayatının terzisi değilmiş gibi, sorumluluğu hiç üzerine almadan yaşayıp gidiyor. Hayali ya da gerçek bir iktidara boyun eğmeye her zaman meyyal. İktidar öncelikle acımasızlık demek. Bugün hükmü altında yaşadığımız hayali iktidar da gerçek iktidar da eril bir iktidar. Dolayısıyla bundan öncelikle kadınlar ve çocuklar zarar görüyor. O yüzden kadınların delirme halleri üzerine hikayeler yazdım. Ama o hikayelerde sadece kadınların acıları yok. Tüm insanlık hallerini çıkmazları var…

Toplumsal cinnetle karşı karşıyayız. Gazeteleri açtığımızda üçüncü sayfada, haber bültenlerinin sonlarında günde en az 3-4 kadın cinayetleri ile yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Artık olağan hale gelmiş ve kanıksanmış bu olaylar bizi toplum olarak körleşmeye itmektedir. Bütün bu olaylar karşısında toplumsal duyarlılığı arttırmak için bu oyunu yapmayı görev bildik. 2013 yılında resmi olan rakamlara göre 237 kadın cinayeti işlenmiş bir o kadara yakın cinayet teşebbüsünden yaralı olarak kurtulmuş kadın vardır. Ülke genelinde yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını belirten kadınların oranı yüzde 39’dur. Yani her 10 kadından 4’ü eşi ya da birlikte oldu kişi, baba ve ağabey tarafından fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Günümüzde soruna yönelik tüm istatistiki bilgiler şiddetin bir veba gibi tüm toplumu sardığını ve çığ gibi büyüdüğünü göstermektedir. Çocuklarımızın temel ahlakını içselleştirdikleri ilk yer ana kucağıdır. Bu kadar şiddetle iç içe yaşayan kadınlarımızla birlikte çocuklarımızda şiddetle hayatlarının ilk yıllarında tanışmış oluyorlar. Zincirleme olarak şiddet toplumun her yerine sirayet etmiş oluyor ve biz bunun önüne geçilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Tiyatro Viya olarak ‘Deli Kadın Hikayeleri’ ile toplumsal duyarlılığı artırmak, konunun daha fazla konuşulmasını sağlamak, kamuoyu oluşturarak kitlelerin dikkatini kadın özelinden genel şiddete çekmek istiyoruz.

Modern toplumda artık trajik kavramının yitirildiğini herkesin tek tipleştiği sıradanlaştığı üzerine konuşmaların arttığı günümüzde, trajik kahramanın kadın olduğuna vurgu yapmak istedik. Toplumsal, ahlaki, politik çatışmaların merkezinde ezilen, duygusal, fiziksel kırılmaları ve kişiliksizleştirmeyi yaşayan kadınlardır. Cinsiyet eşitliğinin sağlanması toplumsal barışı da olumlu yönde etkileyeceğini, ayrımcılığın cinsiyetle başlayıp toplumun diğer alanlarında git gide derinleştiğini toplumsal infiale yol açtığını anlamamız gerekir.
BİR ŞEY YAPMALI…”

İbrahim Yalçın

Zaman

25 Ocak 2019 Cuma 20:30

Etkinlik Yeri

NHKM - İzmir

Salon

KONAK HALK SAHNESİ

0
X
X
X
X