DENEME

DENEME

NE GÜZEL ŞEY SİZE
YOLDAŞIM DİYEBİLMEK

ve elbette ki sevgilim, elbet
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet

/ 01

Nâzım, ilk kez Sovyet yurdunda

19 yaşıNın ülkesi

LENİN'İ ZİYARET

Rusya’da çarın, emekçi halkın kanı pahasına Birinci Dünya Savaşı’na katılma kararı alması, yüzlerce yıldır çarlığın egemenliği ve zulmü altında ezilen işçileri, köylüleri ve askerleri çileden çıkarmıştı.

Ne var ki, 1917 Şubat Devrimi’yle kurulan Geçici Hükümet, emekçi halkın taleplerine karşı gelerek, Rusya’nın savaşta kalmasını savunuyordu. Büyük işçi grevleri ve savaş karşıtı gösterilerle sarsılan Rusya’da, ülkenin derhal savaştan çekilmesi için “barış, ekmek ve toprak” sloganını programına yazan Bolşevikler, Vladimir İlyiç Lenin’in öncülüğünde, eski Rus takvimine göre Ekim 1917’de İşçi, Asker ve Köylü Sovyetleri adına iktidarı ele geçirdi.

Nâzım Hikmet, ulusal kurtuluşun yoksul emekçi halkın iktidarıyla taçlandırılması gerektiği düşüncesine yaklaşmıştı: Ulusal kurtuluş düşüncesi, asıl anlamını ancak ona eşlik edecek bir siyasal ve toplumsal devrimle, yani yoksul emekçi halkın kurtuluşuyla kazanabilirdi. Böyle düşünerek, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’na da ilham ve maddi destek veren, (2017’de yüzüncü yılını kutladığımız) 1917 Büyük Ekim Sosyalist Devrimi’nin doğduğu topraklarda sosyalizmi deneyimlemek için 1921 yılı Eylül ayında Batum’a ayak bastı. Böylelikle ilk kez sosyalizmin anayurduyla tanışma şansına erişen Nâzım, daha sonra Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde (KUTV) eğitim almak üzere arkadaşı Vâlâ Nureddin’le beraber Moskova’ya hareket etti.

/ 02

NÂZIM HİKMET’İN YOLU

PARTİLİ KOMÜNİST

1920'Lİ YILLARINDA NÂZIM
Unknown.jpeg

TKP'M BENİM!

Nâzım Hikmet’in 1920’lerin başlarındaki ulusal kurtuluşçuluktan sosyalizme uzanan öyküsü, kendi ifadesiyle bilinçli yaşamının başlangıcı olacak ve Nâzım, hayatı boyunca komünist kimliğini gururla taşıyacaktı. Bakü’den Moskova’daki KUTV’a uzanan görkemli yolculuk, Nâzım Hikmet’in komünist kimliğinin inşasında önemli bir kilometre taşı olacaktı.

images.png

MUSTAFA SUPHİ

Tarihsel açıdan önemli bir veri olarak, Mustafa Suphi’lerin öncülüğünde 10 Eylül 1920’de kurulan TKP, sözcüğün tam anlamıyla ulusal kurtuluş mücadelesinin içine doğmuştu. Emperyalist işgal karşısında ulusal kurtuluş mücadelesi pek çok farklı siyasal özneyi içinde barındırıyordu ve dönemin TKP’si, yine dönemin koşullarına göre çok ileri bir programla, ulusal kurtuluşun bir sosyalist iktidarla zirveye ulaştırılmasını savunuyordu.

TKP İLE TANIŞMASI

Anadolu’daki ulusal kurtuluş mücadelesinin zaferle sonuçlandığı ve 1923 Cumhuriyet Devrimi’yle yeni bir kuruluşun başladığı dönemde, Nâzım, artık kısa adıyla Sovyetler Birliği olarak anılan sosyalist ülkenin başkenti Moskova’daki Komünist Üniversitesi’ndeki eğitimine devam ediyordu. Burjuva devrimci iktidarın Türkiye’de yerleşiklik kazanma sürecinde politik öznelerin içerideki mücadelesi de devam ediyordu ve Nâzım Hikmet, 1924 yılının sonunda partisinin kararıyla Sovyetler Birliği’nden Türkiye’ye dönecek ve fiilen parti çalışmalarına katılacaktı. 1925’te çıkarılan Takrir-i Sükûn Yasası’nın ardından Nâzım, bu defa 1928 yılına kadar, bir kez daha SSCB’ye gidecekti.

/ 03

EDEBİYATA MÜDAHALE

PUTLARI YIKIYORUZ!

Ekim Devrimi’ni izleyen süreçte patlak veren iç savaşın yaralarını sarmaya başlayan ve gerçek anlamda büyük bir kuruluş aşamasını deneyimleyen Sovyet toprağında devrimci süreç, yalnızca sosyo-politik alanda değil, başta edebiyat olmak üzere sanatın pek çok alanında da devrimci dönüşümlere imza atıyordu.

/ 04

ÇOCUKLARLA YÜRÜMEK...

SOVYETLER BİRLİĞİ'NDE

Bununla birlikte, nasıl ki “yeni”yi komünizmde bulan ve Mayakovskiy’de temsil edilen fütürist unsurlar dilde ve biçimde Rus damarını taşıyorduysa, Nâzım’ın şiiri de Türkiye toprağından beslenerek gelişiyordu. Nâzım Hikmet, Türk edebiyatını ve şiirini, sözcüğün tam anlamıyla içererek aşıyordu. 1925’te ikinci kez gidip 1928’e kadar kaldığı dönemdeyse Nâzım bu defa konstrüktivist bir yaklaşımla buluşuyor, dünyanın ilk işçi iktidarının yapıcı/kurucu karakterinden de besleniyor, bu ufku da kendi şiir ve düşünce dünyasına katıyordu.

BARIŞ SAVAŞÇISI

Kılıçlar çekildi ve edebiyat dünyası derinden sarsıldı. Dönemin edebiyat ikonları, henüz 27 yaşında olan komünist şairin eleştirileri karşısında hayrete kapılır ve hatta dehşete düşerken, edebiyat dünyasında da, başlayan tartışmanın içinde polemiklerle ve karşı yazılarla, yer yerinden oynuyordu.

SEVDALINIZ KOMÜNİSTTİR

Nâzım’ın imzasını taşıyan “Putları Yıkıyoruz” kampanyası, özellikle gelecek kuşaklar için devrimci bir zemin hazırlamasıyla, edebiyat tarihindeki özgün ve sıçratıcı yerini almış oldu.

PİRAYE İLE BİRLİKTE

Nâzım, köhnemiş ve yıkılması gereken putlar olarak gördüğü isimleri, biçimde Türkçeyi yetkin bir tarzda kullanamamakla, özde ise eserlerde toplumsal gerçekliğin ve çelişkilerin üzerini örten, sınıf, tabaka ve bireylerin yaratılamadığı ve ifade edilemediği yapay bir dil kullanmakla suçluyordu.

vesaire...

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

entegrasyon denemesi

Yok, her ne kadar o gazoz kamyonlarına benzeyen otobüslerinde kafalarına geçirilmiş beyaz renklileriyle “fruko” adını aldıklarına oranla çok gelişmiş haldeki, artık yüzlerini de koruyan kasklarını çıkarmasalar da olurdu. Tahtadan plastiğe geçişi neredeyse tarihsel ilerleme sayılırdı, şimdiki çok daha işlevli olan coplarını da bırakmayabilirlerdi. Plastik mermi kullanılır olmuştu, onu bilmiyordu, ama karşılığını verebilecekse, onun zamanındaki gibi gerçeği de kabulüydü. Tomaları, panzerleri, kalkanları, yabancı değildi. Bunlar, karşısında dövüştüğü, dövüşebileceği şeylerdi. Ama o lanet gaz. Biber gazı. İşte bu yeni icat kalleşlikti düpedüz. Düşmanın bile merti lazımdı, bu neydi? Neleri varsa alsın kullansınlardı, yeter ki yumruk mesafesine, mermi menziline kadar temasa gelselerdi gözleri kesiyorsa. Gaz neydi ya? Kavgadan kaçmak namertliğiydi bu…

This is the heading

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.